"Sorunlar bitmez,
Çareler tükenmez"


Medyum Recep Kaplan
İnsanların en hayırlısı
İnsanlara en çok faydalı olandır.
Hadis-i Şerif
Recep Kaplan, ''Türkiye'de İlk Vergi Mükellefi'' olan Medyum'dur
Ümitsizseniz Ümit Sizsiniz

Behcet Necatigil
Bizim kudretimizin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.
Fatih Sultan Mehmed
"İnsan Yenilince değil; Pes edince Kaybeder"
Medyum Recep Kaplan
İmkansız olan nedir bilirmisiniz?
Ben yapamam dediğiniz herşey.
Medyum Recep Kaplan

Mail Adresimiz recepkaplan@recepkaplan.net

YENİLENİYORUZ.....

Lütfen Websitemizde gördüğünüz eksiklerimizi bize bildiriniz...

Türkiye'nin En Kapsamlı Gizli İlimler Sitesi... Çok Yakında Sizlerle...

Dünyaca Ünlü Medyum Recep Kaplan Köşe Yazılarıyla Çok Yakında Sizlerle...

Türkiye'nin En Çok Ziyaret Edilen Medyum'luk Sitesi... Yeni Yüzüyle Çok Yakında Yayında...

Web sitemiz Yenileniyor... Çok Yakında Aktif Olarak Yayındayız....

Galeri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

Rüyalar ve Rüya Tabirleri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

İsimler Sözlüğü ve İsimname Bölümümüzde Çalışmalar Devam Ediyor...

Burçlar Bölümümüz Tamamlandı...

Gizli İlimler Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor.

''WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR''

Esma-ül Hüsna



Esma-ül Hüsna Allah Teala'nın En Güzel İsimleri

Esmaü'l Hüsna (Esmâ-i hüsnâ) ''en güzel isimler demektir. en güzel isimler Allah Teâlâ'nındır.Bu isimler sıfat olarak da kullanılır. Cenab-ı Hakk'a ait olan pek çok isim mevcuttur; onların sayısını ancak kendisi bilir. Allah Teâlâ güzel issimlerinden bir kısmını Kur'an'da zikretmiş, bir kısmını Peygamber Efendimiz'e  (s.a.v) ve sevdiklerine bildirmiş, bir kısmını da kendi ilminde tutmuştur. Meşhur hadis-i şerifte bu isimlerden doksan dokuzu peş peşe sayılmıştır. Alimler, diğer isimlerin mana olarak bu doksan dokuz isme dahil olduğunu söylemişlerdir. Bunları okuyan, anlayan ve zikreden kimse, bütün isimleri okumuş, anlamış ve zikretmiş olur.
Esma-ül hüsna, tevhid ve akaidle ilgili şu beş temel esası ortaya koymaktadır:
Bu güzel isimlerin bir kısmı, Cenab-ı Hakk'ın varlığını isbat eder. Allah'ın Hay, Baki, Kayyüm gibi sıfatları, O'nun var­lığının inkar edenleri reddeder.

Bu güzel isimlerin bir kısmı, Cenab-ı Hakk'ın birliğini isbat eder; O'na hiçbir varlığın eş ve ortak olmadığını ortaya koyar. Vahid, Ehad, Samed, Ganı gibi sıfatlar bazı varlıkları Allah'a ortak koşan müşrikleri reddeder.
Bu güzel isimlerin bir kısmı; Cenab-ı Hakk'ın bütün noksan sıfatlardan uzak olduğunu, hiçbir varlığa benzemediğini ve kimseye muhtaç olmadığını ispat eder. Kuddüs, Muhıt, Mec'id gibi sıfatlar Allah Teala'yı varlıklara benzeten Müşeb­bi he taifesini reddeder.

Bu güzel isimlerin bir kısmı, bütün varlıkların vücut bulmasında tek sebebin Cenab-ı Hak olduğunu ispat eder. Halik, Bari, Musavvir, Kavı gibi isimler, varlıkların ortaya çıkmasını birtakım sebep sonuç ilişkisi ile anlatmaya çalışan ve yüce Yaratıcı'yı unutan maddecileri reddeder.

Bu güzel isimlerin bir kısmı, bütün alemi tedbir ve idare edenin Cenab-ı Hak olduğunu ispat eder.

Allah Teala mülkünde dilediği gibi tasarruf eder; öldürür, diriltir, aziz eder, zelil eder, zenginlik verir, fakir eder. Kimse O'na hesap soramaz. O'nun her işi ya bir hikmet ya bir rahmet ya da adalet üzere olur.
Esma-ül Hüsna ile Dua ve ibadet
Allah Teala, bizlere güzel isimleri ile kendisine dua etme­mizi emretmiştir. ilahı emir şöyledir:
''En güzel isimler Allah'ındır. O'na bu güzel isimlerle dua edin. Allah'ın isimlerinde yanlış yola sapanları terkedin. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir'' (A'raf 7/180).

Allah Teala'ya, güzel isimleri ile dua iki şekilde olur. Birin­cisi, bu isimlerden biri, birkaçı veya hepsi ile O'nu yüceltmek, övmek ve zikretmek şeklindedir. ikincisi de, bu güzel isimler­le Allah Teala'dan bir şey istemek, ilahı huzura ihtiyaç ve dertlerimizi açmak, onlarla yalvarmak şeklinde olur. Kul, yü­ce Rabb'ine hangi derdini açacak ise, ona uygun bir ismi zik­rederek dua eder.
Mesela günahlara bulanmış fakat içi yanıp pişman olmuş bir kul elini açıp, ''ya Gaffar : Ey günahları affeden, ya Rahım : Ey kullarına çok acıyan, ya Settar : Ey günahları örten, ya Tevvab : Ey tövbeleri kabul eden Allahım, beni affet'' diyerek affını ister.
Başı darda kalıp bunalan bir kul, ''Ya Rahman:Ey kullarına rahmet eden, ya Alim:Ey kullarının halini en iyi bilen, Ya Hakım:Ey her işi hikmet üzere olan, ya Azız:Ey her şeye ve herkese hükmü geçen, ya Kadır:Ey her şeye gücü yeten AIlahım, benim şu sıkıntımı gider'' diye dua eder. Diğer isimlerle yapılan dualar da böyledir.
Allame Alusı (rah), Allah Teala'nın isimleriyle yapılacak en güzel duanın, dil ile değil fiil ile olduğunu söylemektedir. İmam Gazali (rah), fiille duanın nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor:

''Bil ki, kulun kemale ermesi ve saadeti ele geçirmesi ancak Allah Teala'nın ahlakı ile ahlaklanmakla yani O'nun isim ve sıfatlarının edebiyle süslenmekle mümkün olur. Bundan, kul ile Allah arasında bir benzerlik olur ve ikisi aynı konuma gelir zannedilmesin. Kulda ilahı ahlak ve sıfatlardan bir derece bulunması mümkündür. Allah Teala bizlere hayat, görme, işitme, konuşma, bilme, dileme, sevme gibi sıfatlar vermiştir. Bütün bunlar aynı zamanda kendisinin sıfatlarıdır. Bununla, biz Allah'a benzedik, O'nun gibi olduk denebilir mi? Heyhat, bu ne kötü bir anlayış.''

Arifler demişlerdir ki: ''Avam halk esma-ül hüsnayı diliyle tekrar ederek, kalbiyle Allah', yücelterek korku ve saygı için­de zikreder. Havas tabakası, manalarını düşünerek ve onların kime ait olduğunu bilerek zikreder. Mukarrebın makamındaki veliler ise, kalbiyle tamamen Allah'a yönelmiş, Allah'tan gayri şeylerden gönlünü ve gözünü çekmiş bir halde esma-ül hüsnayı zikrederler. Onlar her zikredişlerinde ayrı bir mana, yeni bir ilim, değişik bir zevk elde ederler.''
Ariflerin belirttiği gibi, Allah Teala'ya hakkıyla kulluk etmek, O'nu yakınen tanımak, O'nu sevmek ve O'nun tarafından sevilmek ancak bu isimlerin hakikatini anlamaya ve onların nurundan bir nasip almaya bağlıdır. Şuurlu bir ibadet de ancak bu şekilde mümkün olur.

Bir şeyi anlamanın yollarından biri de onu sıkça tekrar etmektir. Tekrar edilen şeyler, hafızada yer eder. Bu şey ilahı isim ve sıfatlardan biri olunca o bir çeşit zikir olur. Zikir, zikreden kimseyi zikrettiği zat ile beraber eder. Allah Teala'nın,
''Siz beni zikredin, ben de sizi zikredeyim'' müjdesi zikir ehli için ne büyük bir saadettir.

Mesela Allah Teala'nın ''es-Selam'' ismini çokça zikreden, fikreden ve bu şerefli ismin tecellilerinden bolca nasiplenen bir kul, önce bozuk düşüncelerden fikrini, şek ve şüpheden kalbini, yalan ve iftiradan dilini, haram ve zulümden fiilini te­mizler; kendisine ve başkalarına selamet olur. Kimse ondan incinmez. Herkese selam verir, herkes ondan bir fayda görür. işte o zaman gerçek bir müslüman olur. Müslüman, ''es-Se­lam'' ismine mazhar olmuş kimsedir.
''el-Hakım:Her işini sağlam ve hikmet üzere yapan'' ism-i şerifini çokça zikreden, fikreden ve onun tecellilerinden nasiplenen bir kul, bütün işlerini sağlam yapar, yerince davranır; sakat, bozuk, yersiz, sebepsiz iş yapmaz.
Allah Teala'nın ''Rezzak: Yarattıklarına gereken rızkı veren'' ism-i şerifinin tecellisine mazhar olan kulun, kalbinde rızık endişesi, geçim kaygısı kalmaz, Allah'a tevekkül ve teslimiyeti tam olur. Rızık ararken gafleti değil, zikir ve sevgisi artar.
''Settar: Kusurları çok örten, ayıpları saklayan'' ismi şerifinin tecellisine mazhar olan kul, insanlardan gördüğü her ku­suru örter, onları yaymaz, kusur sahibini halk içinde rezil etmez; özellikle kendisine karşı yapılan kusurları görmezlikten gelir, affeder. Kendisinden meydana gelen kusurları yüce Rabb'inin nasıl örtüp sakladığını, bunun ne kadar güzel bir şeyolduğunu gören kul, bu ahlaka ulaşmak için can atar. Böylece Allah Teala'nın sevdiği güzel ahlak sahibi bir kul olur. Diğer ismi şerifleri zikretmek, fikretmek ve onların tecellilerinden nasiplenmek de bu manada gerçekleşir.

Akaidin temeli Allah Teala'yı tanımaktır. Allah'ı zikretme­den ve O'nun boyasına boyanmadan Zat-ı Barı'yi ayne'l yakın derecesinde tanımak mümkün değildir. ilahı sıfatları sadece akaid kitaplarından okumak yeterli olmaz. Kendi nefsimizde ve kainatta o sıfatların tecellilerini, hikmetlerini, cilvelerini görüp okumadıkça, okuyup anlamadıkça, anlayıp Allah'a koşmadıkça imanımız taklitte, sevgimiz dilde kalır.
Eğer, ''Bu isimleri nerede, ne zaman, nasıl okuyalım?'' denirse, deriz ki: işte o güzel isimlerin tecellisi olan hayat ve kainat önümüzde duruyor. Biz her gün onlarla iç içe hayat sürüyoruz. Daha doğrusu biz o güzel isimlerln tecelli ve bereketiyle hayatta ve ayaktayız. Bizler ruhumuzla mana aleminde yüzerken, anne rahminde şekil alırken, doğarken, büyürken, bir ömür bu alemde yaşarken, ölürken ve öldükten sonra yeni hayatla tanışırken hep ilahı isimlerin tecellilerine mahal ve mazhar oluyoruz. Bize düşen, üzerimizde ve gözümüzün önünde cereyan eden şeyleri bir nebze düşünmek ve bir gerçeği farketmektir. O gerçek şudur: Alemde yüce Allah'tan başka kendisine ibadet edilecek, boyun eğilecek, el açılıp bir şey istenecek başka bir ilah yoktur.
Her gün görüp durduğumuz şu canlılar ve canlılık, yüce Yaratıcımız'ın ''Hay'' sıfatının tecellisidir. Bunu gören ve farkeden uyanık kalpli bir mümin, ''Ya Hay'' der, yüce Allah'ı zikreder. Aslında nefes alan her canlı, ta ciğerinden gelen bir sesle ister istemez ''hu hu'' der, O'nu zikreder.
Yeryüzündeki ince düzeni, gök yüzündeki büyük intizamı ve kainatın ayakta duruşunu gören uyanık kalpli bir mümin, ''Ya Kayyum'' der, yeri ve gökleri kudretiyle ayakta tutan yü­ce Allah'ı zikreder.

Varlıklardaki değişik suret, şekil, çeşit ve renkleri gören uyanık kalp bir mümin, ''Ya Musavvir'' der, her bir canlıya ayrı bir renk, şekil ve suret veren yüce Allah'ı zikreder.
Dört mevsim, her gün dağıtılan sayısız rızıkları, yaratılan yiyecek, içecek, giyecek ve hayat sebeplerini seyreden uyanık kalpli bir mümin, ''Ya Rahman'', ''Ya Rezzak'' der, bütün canlılara rızıklarını gönderen yüce Allah'ı zikreder. Kalbinde azıcık iman, vicdanında birazcık insaf bulunan her insan bunca nimetlerin başında, içinde veya sonunda muhakkak bir çeşit fikir ve zikirle nimeti yaratanı hatırlamalı; O'nun adını zikretmeli, O'na bir derece hamd ve şükür yapmalıdır.
Esma-ül Hüsna ile ilgili Bazı Edepler
Allah lafzı, yüce Yaratıcımız'ın özel adıdır. Sahih olan görüşe göre hiçbir kelimeden türememiştir. Başka hiçbir varlığa isim olarak verilmemiştir, verilemez de.
''Allah'' ism-i şerifi, diğer bütün isimleri içinde toplar; hepsinin manasını ihtiva eder. ''Allah'' ism-i şerifini zikreden bir 'mümin ise, bütün esma-ül hüsnayı zikretmiş gibi olur.
''Allah'' ismi şerifinin dışındaki isimler, kullar için de kullanılabilir. Ancak ismin önüne (kulu) manasına gelen ''abdü'' ke­mesini eklemek lazımdır. Mesela Kadlr yerine Abdülkadir is­i verilmelidir. Mana: Kadir olan Allah'ın kulu olur. Aynı şekile Kerım yerine Abdülkerim, Samed yerine Abdüsssamed, affar yerine Abdülgaffar isimleri verilirse, hem mana vakıaya uyar, hem de kullanımda sıkıntı ortadan kalkar. Esma-ül hüsnadan bazı isimler kullar için doğrudan kullanıldığında anasını kula göre düşünürüz. Mesela Allah Teala Kur'an-ı akim'de kendisini ''el-Mümin'' olarak vasıflandırmış, Peygamber'ine tabi olanlara da ''Mümin'' ismini vermiştir. Lafızlar aynıdır, fakat manalar farklıdır,

Esma-ül hüsnadan bir isim zikredilince, peşinden ''celle celalühü ve çelle şanuhü'', yani ''azameti ve şanı yüce olsun'' anasındaki hürmet ve saygı ifadesi eklenmelidir. Allah ism-i şerifinden sonra ''Teala'' demek yeterlidir. Celle celalühü ifaesi de söylenebilir.
Esma-ül hüsnayı çerçeve yaptırıp duvara asmakla yetinmemeliyiz. Bizden istenen, onu ezberleyerek veya yazılı metin­den okuyarak yüce Rabbimizi zikretmektir. Ehlinin tavsiyesi ile, esma-ül hüsna zikredilerek maddi manevi birçok hastalık tedavi edilebilir. Bunun için ihlas, edep ve helal lokma şarttır.
Esma-ül hüsnayı günlük devamlı olarak okumak isteyenler bunu kendi tercihleriyle değil, ehli olan bir alimin tavsiye ettiği usulde yapmaları daha uygundur. Bir ilaç, zamanında ve usülünde alınmaz ise, çoğu defa hastanın hastalığını artırır. ?Ebu Hüreyre?den nakledilen bir hadiste, Peygamberimizin (Allahü tealanın şu 99 esma-ül hüsnasını ihsa eden, Cennete girer, sonsuz saadete ulaşır) Esma-ül Hüsna yı usulüne uygun Ezberleyip Cennetlik olan kullardan olmamız temennisiyle.Sevgi Saygı ve Dua ile Medyum Recep Kaplan



Seçme Hadisler ve Sözler
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) buyurdular ki Ebü Hüreyre (r.a )?ın rivayet ettiğine göre, Ruh-u Seyyidi?l-Enam (aleyhi elfü elfi salatin ve selam) Efendimiz şöyle buyurmuştur:Kim bir mü?minin dünyevi sıkıntılarından birini giderirse, Allah Teala da onun Kıyamet gününe ait meşakkatlerinden birini giderir. Kim darda kalmış bir insana kolaylık gösterirse, Cenab-ı Allah da onun hem dünyadaki hem de ahiretteki işlerini kolaylaştırır. Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah (c.c.) da onun kusurlarını gizler, onu dünyada ve ahirette rezil rüsvay olmaktan muhafaza eder. Birmü?min, kardeşinin yardımına koştuğu müddetçe, Mevlayı Müteal?de onun yardımcısı olur.Cenab-ı Allah, ilim tahsil etmek maksadıyla yola çıkan kimseyi sonu varıp Cennet?e ulaşan yollardan birine dahil eder ve o yolda yürümeyi o kimseye kolaylaştırır. Bir grup insan, Allah?ın kitabını okumak, aralarında tedris etmek ve Cenab-ı Hakk?ın kelamından O?nun marziyatını öğrenmek üzere Allah Teala?nın evlerinden herhangi birinde toplanırsa, müzakere esnasında üzerlerine mutlaka sekine iner, rahmet onları her yandan kuşatır, melekler çevrelerini sarar ve Mevlayı Müteal, huzurunda bulunan mukarreb meleklere onlardan bahseder. Ne var ki, bir kimse amellerindeki kusurlar yüzünden yavaşlar ve ilim yolunda geride kalırsa, soyu sopu ve ecdadının fazileti onu hızlandıramaz; öyleyse, hiçkimse nesebine güvenip de salih amelleri ihmal etmemelidir. (Müslim, Zikr: 38, (2699); Ebü Davud, Edeb: 68, (4946)
Her An'ımız Bir Dua
Ya Rabbi! Görüşümüz kıt, gücümüz çok az; bu yüzden rahmetine ta'rifsiz derecede muhtacız. Ey her şeye Kadir, gönüllere şifa veren Allah?ım! Sen'den rahmetini dileriz. Duamızı kabul eyle.
Recep Kaplan İletişim
Ofis Adresi:
Uğur Mumcu Caddesi No: 77/10
G.O.P / Çankaya / Ankara / Türkiye
0 312 447 45 45 (pbx)