"Sorunlar bitmez,
Çareler tükenmez"


Medyum Recep Kaplan
İnsanların en hayırlısı
İnsanlara en çok faydalı olandır.
Hadis-i Şerif
Recep Kaplan, ''Türkiye'de İlk Vergi Mükellefi'' olan Medyum'dur
Ümitsizseniz Ümit Sizsiniz

Behcet Necatigil
Bizim kudretimizin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.
Fatih Sultan Mehmed
"İnsan Yenilince değil; Pes edince Kaybeder"
Medyum Recep Kaplan
İmkansız olan nedir bilirmisiniz?
Ben yapamam dediğiniz herşey.
Medyum Recep Kaplan

Mail Adresimiz recepkaplan@recepkaplan.net

YENİLENİYORUZ.....

Lütfen Websitemizde gördüğünüz eksiklerimizi bize bildiriniz...

Türkiye'nin En Kapsamlı Gizli İlimler Sitesi... Çok Yakında Sizlerle...

Dünyaca Ünlü Medyum Recep Kaplan Köşe Yazılarıyla Çok Yakında Sizlerle...

Türkiye'nin En Çok Ziyaret Edilen Medyum'luk Sitesi... Yeni Yüzüyle Çok Yakında Yayında...

Web sitemiz Yenileniyor... Çok Yakında Aktif Olarak Yayındayız....

Galeri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

Rüyalar ve Rüya Tabirleri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

İsimler Sözlüğü ve İsimname Bölümümüzde Çalışmalar Devam Ediyor...

Burçlar Bölümümüz Tamamlandı...

Gizli İlimler Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor.

''WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR''

Büyü Nedir?


Büyü Sihir Nedir?

Sevgili Okuyucularım...
Ben bugüne kadar çıktığım tüm televizyon radyo programlarımda Gazete, dergi ropörtajlarımda sürekli dile getirdiğim en önemli husus Büyü Yapmadığım Fal bakmadığım hususundadır. Çünkü Yüce Dinimiz, sihir ve büyü yapmayı, insanların arasını bozmak ve zarar vermek için muska yazmayı, en büyük günahlardan biri sayıp yasaklamıştır. Ama bu demek değildirki Sihir yada Büyü yok Sihir ve büyü vardır, haktır ve doğrudur.
Dinimiz, sihrin varlığını inkar etmemiş, fakat tevhid inancına zarar verdiği, kontrolü mümkün olmadığı ve genellikle kötüye kullanıldığı için yasaklamıştır. Büyünün varlığı Kuran- Kerim de birçok ayette geçmektedir aşağıda Kuranı- Kerimde Sihir Sihirbaz Büyü ve Büyücülerle ilgili ayetleri numaralarına göre listeledim. Yüce Kitabımızda Büyü bazen Sihir olarakta geçmektedir. Bir kişi Ben büyüye inanmıyorum derse Kuraı Kerimi Reddetmiş olur. Büyünün varlığına inanmak lazım ama Büyü ve büyücülerden olabildiğine uzak durmak lazım. Kuran-ı Kerim in  ifadesiyle eski bir medeniyet merkezi olan Babil halkından bazı insanlar ilham yoluyla Harut ve Marut isimli iki melekten birtakım gizli bilgiler ve harika şeyler öğrendiler.
Bu melekler, insanları uyarıyorlar ve, ?Biz ancak sizi denemek için gönderildik. Sakın sihir yapıp da inkarcı olmayın? demeden kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat bu uyarılara rağmen insanlar, meleklerden aldıkları bu bilgileri sihir yolunda kullanmaya başladılar. Zaman içinde başkalarına da öğreterek sihir ve büyüyü yaygın hale getirdiler. Nitekim çağımızda icat edilenatom, dinamit, nükleer enerji gibi insanlığın faydasına yönelik bilimsel verilerin daha sonraları savaşlarda kullanılması gibi?

Bakara Suresi 102. Ayette Cenab-i Allah Buyuruyorki : 2/102- Süleyman?ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil?deki Harut ve Marut adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, ?Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme? demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah?ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.

Büyücülerden uzak durun!

Ünlü tefsir alimi Elmalılı Hamdi Yazır?ın belirttiği üzere, ilimler iyiye kullanılırsa zehirden ilaç yapılır, kötüye kullanıldığı takdirde de ilaçtan zehir elde edilir.
Ancak insanlar herhangi bir yoldan elde etmiş oldukları bilgileri, her ne kadar sihir ve büyü gibi zararlı yollarda kullansalar da Kur?an?ın ifadesiyle,
?O sihri yapanlar, Allah?ın izni olmadan hiç kimseye zarar verebilecek durumda değillerdi. Onlar böylece kendilerine fayda veren şeyleri değil de, zarar verecek şeyleri öğrendiler.? (Bakara Sûresi, 102)
Elmalılı merhum, ayeti tefsir ederken konuya şöyle bir açıklık getirir ve der ki: ?Sihir yaparak karı-kocanın arasını ayıranlar, bu kadar kuvvetli bir sevgi bağını kıranlar bir topluma daha neler yapmazlar ki? Sihrin en büyük etkisi ruh üzerindedir.
Fikirleri bozar, kalpleri çeler, ahlakı perişan eder, toplumun altını üstüne getirir. Bunun için sihirbazlardan ve büyücülerden uzak durmalı, hiçbir şekilde onlarla bir araya gelmemeli. Fakat bunlar ne kadar zararlı şeyler yapsalar da, Allah?ın izni olmadıkça kimseye bir zarar veremezler. Çünkü gerçek tesir, ne sihirde, ne sihirbazda, ne tabiatta, ne ruhta, ne yerde, ne gökte, ne şeytanda, ne de melektedir. Asıl tesir gücü Allah?a aittir. Fayda ve zarar denilen şey de ancak Onun izniyle meydana gelir. O halde, her şeyden önce Allah?tan korkmalı ve Allah?a sığınmalıdır ve bunlara karşı koymak için de Allah?ın kitabına yani kuran-ı kerim?e sarılmalıdır.?

Büyü yapmak günahtır

Sihir ve büyü yapmak, insanların arasını bozmak ve zarar vermek için muska yazmak zaten İslam?a aykırıdır, haramdır, dinimizde en büyük günahlardan biridir.
Bunun için inanan bir insanın herhangi bir problemini çözmek için sihirbaza ve büyücüye gitmesine müsaade edilmemiştir. Kağıt, muska ve büyü yapması yasaklanmıştır. Bir yerde muska ve benzeri büyü malzemeleri bulunsa ve görülse dahi, her şeyden önce bir endişeye düşmemeli, bir telaşa ve heyecana kapılmamalı, moralimizi bozmamalı ve ümitsizlik içine girmemelidir. Hele hele, her şeyi ondan bilme gibi bir hataya da düşmemelidir.
Allah?a sığının!
Çünkü her olayın dizgini ve idaresi Allah?ın elindedir. Bundan dolayı doğrudan doğruya Allah?a sığınmalı ve O?na yönelmelidir. Büyücü hocalara (!) gidip de onlardan bir şey beklemek, bir çareden öte çaresizliktir, dermandan ziyade derdine dert katmaktır.
Çünkü çoğu itibariyle işin istismarcısı ve tüccarı olan bu kişiler, insanın moralini bozmaktan başka bir şey yapmazlar. Varsa bir rahatsızlık veya psikiyatrik bir hal, doktora başvurmalı, tedaviyi ihmal etmemeli; elimiz de devamlı duaya açık olmalıdır. Ve Peygamberimiz?in uyguladığı ve tavsiye ettiği gibi, Felak ve Nas sureleriyle birlikte, Ayetü?l- Kürsi?yi (Allahü la ilahe illa hüve?lhayyü?l- kayyum..) manevi bir siper ve koruyucu olarak görmelidir. Ama bunu hatırlatmadanda geçemeyeceğim bazı kişiler ben sürekli namaz kılıyorum Kuran okuyorum Dua ediyorum bana büyü tutmaz derler veya ben ateistim bana Büyü Sihir işlemez derler maalesef bu doğru değildir Sihir Büyü inananada inanmayanada tutar... Yukarıda örneğini verdiğim Ayetler sizi Büyüden koruyacak yada kurtaracak diye kesin bir hüküm yok...
Büyüden kurtulmak yada kendilerine büyü tutmaması için bana günde onlarca kişi müracaaat ediyor.
Ben bugüne kadar şükürler olsunki asla büyü yapıp günaha girmedim çok şükür ama Dünyanın en güçlü sihrini büyüsünü bozacak ilme ve güce sahibim çok şükür. Ayrıca Koruyucu Vefkler Bölümümüzde açıkladığım üzere benim Koruyucu Vefk yada Boylama hazırladığım kişilere Cenab-i Allah'ın İzniyle Büyü, Sihir, Muska, Tutmaz Cin Musallat olmaz.

Sihir ve sihirbazlarla ilgili Sure ve Ayet numaralarından bazıları:

10/75- Sonra bunların ardından Firavun ile ileri gelenlerine de Musa ve Harun?u mucizelerimizle gönderdik. Ama büyüklük tasladılar ve suçlu bir toplum oldular.
10/82- Suçluların hoşuna gitmese de, Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.?
113/1,2,3,4,5- De ki: ?Yarattığı şeylerin kötülüğünden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, haset ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden, sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.?
2/101- Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitabı (Tevrat?ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah?ın Kitabı?nı (Tevrat?ı) arkalarına attılar.
2/102- Süleyman?ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak) küfre girmedi. Fakat şeytanlar, insanlara sihri ve (özellikle de) Babil?deki Harut ve Marut adlı iki meleğe ilham edilen (sihr)i öğretmek suretiyle küfre girdiler. Halbuki o iki melek, ?Biz ancak imtihan için gönderilmiş birer meleğiz. (Sihri caiz görüp de) sakın küfre girme? demedikçe, kimseye (sihir) öğretmiyorlardı. Böylece (insanlar) onlardan kişi ile karısını birbirinden ayıracakları sihri öğreniyorlardı. Halbuki onlar, Allah?ın izni olmadıkça o sihirle hiç kimseye zarar veremezlerdi. (Onlar böyle yaparak) kendilerine zarar veren, fayda getirmeyen şeyleri öğreniyorlardı. Andolsun, onu satın alanın ahirette bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi.
20/56- Andolsun, biz ona (Firavun?a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti.
20/57- Şöyle dedi: ?Ey Musa! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin??
20/58- ?Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle.?
20/59- Musa, ?Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir? dedi.
20/60- Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi.
20/61- Musa onlara şöyle dedi: ?Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah?a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır.?
20/62- Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular.
20/63- Şöyle dediler: ?Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar.?
20/64- ?Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır.?
20/65- Sihirbazlar: ?Ey Musa! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz? dediler.
20/66- Musa: ?Yok, (önce) siz atın? dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor.
20/67- Bunun üzerine Musa içinde bir korku hissetti.
20/68- Şöyle dedik: ?Korkma (ey Musa!). Çünkü, sensin en üstün olan.?
20/69- ?Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez.?
20/70- (Musa?nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, ?Harun ve Musa?nın Rabbine inandık? dediler.
20/71- Firavun, ?Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa?ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz.?
20/72- Sihirbazlar şöyle dediler: ?Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin.?
20/73- ?Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah?ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır.?
26/183- ?İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.?
26/184- ?Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının.?
26/185- Onlar şöyle dediler: ?Sen ancak büyülenmişlerdensin.?
26/186- Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.?
26/187- ?Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür.?
26/188- Şuayb, ?Rabbim yaptıklarınızı en iyi bilendir? dedi.
26/189- Onlar Şuayb?ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.
26/29- Firavun, ?Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim.?
26/30- Musa, ?Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?? dedi.
26/31- Firavun, ?Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu,? dedi.
26/32- Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.
26/33- Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
26/34- Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, ?Şüphesiz bu bilgin bir sihirbazdır? dedi.
26/35- ?Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz??
26/37- ?Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.?
26/38- Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
26/39- İnsanlara da ?Siz de toplanır mısınız?? denildi.
26/40- ?Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız? (dediler.)
26/41- Sihirbazlar gelince, Firavun?a, ?Eğer biz üstün gelirsek gerçekten bize bir mükafat var mı?? dediler.
26/42- Firavun, ?Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız? dedi.
26/43- Musa onlara, ?Hadi ortaya atacağınız şeyi atın? dedi.
26/44- Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve ?Firavun?un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz? dediler.
26/45- Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.
26/46- Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
26/47- ?Alemlerin Rabbine inandık? dediler.
26/48- ?Musa?nın ve Harun?un Rabbi?ne.?
26/49- Firavun, ?Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım? dedi.
26/50- Sihirbazlar şöyle dediler: ?Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz.?
26/51- ?(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz.?
42/46- Onların Allah?tan başka kendilerine yardım edecek dostları da yoktur. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir çıkar yol yoktur.
42/47- Allah?tan, geri çevrilmesi imkansız olan bir gün gelmeden önce, Rabbinizin çağrısına uyun. O gün sizin için ne sığınacak bir yer vardır ne de (günahlarınızı), inkar edebilirsiniz!
42/48- Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa o zaman da insan pek nankördür.
42/49- Göklerin ve yerin mülkü (hükümranlığı) Allah?ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir.
42/50- Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.
7/104- Musa dedi ki: ?Ey Firavun! Şüphesiz ki ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.?
7/105- Bana, Allah?a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.
7/106- Firavun, ?Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen? dedi.
7/107- Bunun üzerine Musa asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.
7/108- Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.
7/109- Firavun?un kavminden ileri gelenler dediler ki: ?Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır.?
7/110- ?Sizi yerinizden çıkarmak istiyor.? Firavun ileri gelenlere, ?Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?? dedi.16 16
7/111- Onlar şöyle dediler: ?Musa?yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla.?
7/112- ?Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler.?
7/113- Sihirbazlar Firavun?a geldiler. ?Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?? dediler.
7/114- Firavun, ?Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız? dedi.
7/115- (Sihirbazlar), ?Ey Musa!? Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım? dediler.
7/116- (Musa), ?Siz atın? dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.
7/117- Biz de Musa?ya, ?Elindeki değneğini at? diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.
7/118- Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.
7/119- Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.
7/120- Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.
7/121- ?Alemlerin Rabbine iman ettik? dediler.
7/122- ?Musa ve Harun?un Rabbine.?
7/130- Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.
7/131- Fakat onlara iyilik geldiği zaman, ?Bu bizimdir, (biz çalışıp kazandık)? derler. Eğer başlarına bir kötülük gelirse Musa ve beraberindekilerin uğursuzluğuna yorarlardı. İyi bilin ki onların uğursuzluk sebebi ancak Allah katında (yazılı)dır. Fakat çokları bilmezler.
7/132- Dediler ki: ?Bizi büyülemek için her ne getirirsen getir, biz sana inanacak değiliz.?

Sevgili Medyum Recep Kaplan okuyucuları Yukarıda örneklerini verdiğim Ayetlerdende anlaşılacağı üzere Büyü, Sihir vardır ama büyüden medet umanda yapanda yaptıranda Cehennemliktir...

Karar Sizin...

Seçme Hadisler ve Sözler
Allah (c.c) Bir Kulu Sevdi mi, Onu Dünyadan Korur.Tıpkı Sizden Birinin Hastasına Suyu Yasaklaması Gibi.
(Tirmizi, Tıbbı)
Her An'ımız Bir Dua
Ey Rabbimiz! Bize hile yapanları ve yapmayı düşünenleri, bize komplo kuranları ve kuracak olanları, düşmanlık yapanları ve yapacak olanları, aldatanları ve aldatarak hile yapacak olanları Sana havale ediyoruz.
Recep Kaplan İletişim
Ofis Adresi:
Uğur Mumcu Caddesi No: 77/10
G.O.P / Çankaya / Ankara / Türkiye
0 312 447 45 45 (pbx)