"Sorunlar bitmez,
Çareler tükenmez"


Medyum Recep Kaplan
İnsanların en hayırlısı
İnsanlara en çok faydalı olandır.
Hadis-i Şerif
Recep Kaplan, ''Türkiye'de İlk Vergi Mükellefi'' olan Medyum'dur
Ümitsizseniz Ümit Sizsiniz

Behcet Necatigil
Bizim kudretimizin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.
Fatih Sultan Mehmed
"İnsan Yenilince değil; Pes edince Kaybeder"
Medyum Recep Kaplan
İmkansız olan nedir bilirmisiniz?
Ben yapamam dediğiniz herşey.
Medyum Recep Kaplan

Mail Adresimiz recepkaplan@recepkaplan.net

YENİLENİYORUZ.....

Lütfen Websitemizde gördüğünüz eksiklerimizi bize bildiriniz...

Türkiye'nin En Kapsamlı Gizli İlimler Sitesi... Çok Yakında Sizlerle...

Dünyaca Ünlü Medyum Recep Kaplan Köşe Yazılarıyla Çok Yakında Sizlerle...

Türkiye'nin En Çok Ziyaret Edilen Medyum'luk Sitesi... Yeni Yüzüyle Çok Yakında Yayında...

Web sitemiz Yenileniyor... Çok Yakında Aktif Olarak Yayındayız....

Galeri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

Rüyalar ve Rüya Tabirleri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

İsimler Sözlüğü ve İsimname Bölümümüzde Çalışmalar Devam Ediyor...

Burçlar Bölümümüz Tamamlandı...

Gizli İlimler Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor.

''WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR''

Hipnozun Tarihçesi

Hipnozun Tarihçesi

Hipnoz, insanla ilgili birçok bilgi gibi, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. Hipnotik transa bağlı olarak meydana gelen olağanüstü durumlar tarih boyunca ilgi çekmiş, gizemli ve olağanüstü olarak görülmüştür. Hindistan, Eski Mısır ve ve Çin'deki rahip ve şamanların dini ritüellerle harmanlayarak hipnozu şifa maksatlı kullandıkları bilinmektedir Bu uygulama, yalnızca şifaya ihtiyacı olan kişiye özgü değil, pek çok seyircinin de transa girdiği bir tören şeklinde yapılırdı.

Hipnozun bir tedavi aracı olarak tıp alanında bilimsel olarak kullanılması Franz Anton MESMER (1734-1815) ile başlar. Mesmer'in "Yıldızların İnsan Vücudu Üzerine Tesirleri" isimli eserinin yazıldığı tarih (1765) bilimsel hipnotizmanın başlangıcı kabul edilir. Mesmer tarafından, bugün psikosomatik hastalıklar olarak bilinen hastalıkların tedavisinde hipnozun alternatif bir yöntem olarak kullanıldığını görüyoruz.
1841 yılında Dr. James BRAID, bu alternatif tedavi yönteminin isim babası olmuş ve Mesmer'in manyetizma dediği bu trans haline Hipnoz adını koymuştur.. Bu tarih, manyetizma devrinin sonu, hipnotizma döneminin başlangıcı olmuştur. Dr. Braid usta manyetizör La Fontaine'in bir sahne gösterisini izlerken sujenin gözlerinin sabit olmasına dikkat etmiştir. Braid, bu suni uyurgezerlik halinin sujenin gözlerini yormakla mümkün olabileceğini düşünmüştür ve bu konuda denemeler yapmaya başlamıştır. Yaptığı çalışmalarda sujelerin gözlerini parlak bir cisme yönelterek yormaya çalışmış ve başarılı olmuştur.

Jean Martin Charcot, o yıllarda hipnotik duruma farklı bir açıdan bakıyor ve normal kişilerin hipnotize edilemeyeceğini, hipnotize edilen kişilerin histerik kişiliğe sahip olduklarını iddia ediyordu. Bu görüşlerin tam karşısında ise Nancy ekolünün temsilcileri Liebeault ve Bernheim duruyordu. Liebeault, Braid'in sabit bakış usulüne telkini de ekleyerek yirmi yıl boyunca başarıyla hipnozu uygulamıştır.

1885 yılında Freud Pariste Hipnotizma ile ilgilenmiştir. Viyana'da, Dr. Breuer ile uygulamalara başlamıştır. Ancak Freud, hipnoz uygulamalarında çok başarılı olamamış ve bu yöntemi uygulamayı bırakarak, serbest çağrışım yöntemini geliştirmiştir.

Charcot'un 1893'de ölmesi ve Freud'un uygulamalarda başarılı olamayarak, hipnozu bırakmasıyla hipnoz çalışmalar ikinci dünya savaşına kadar nerdeyse durmuş, İkinci Dünya Savaşında ortaya çıkan savaş nevrozları nedeniyle hipnoz, savaş sırasında yeniden kullanılmaya başlanmış, hipnoza karşı ilgi tekrar başlamıştır.

Günümüzde, Amerika Birleşik Devletlerinde, Milton Erickson'un çalışmaları, uygulamaları hipnoza bambaşka boyutlar kazandırmış ve dünya çapında bir ivme kazanmasını sağlamıştır. Erickson'la birlikte, İngiltere ve Amerika'da başlamak kaydıyla dünyanın birçok ülkesinde, hipnozla ilgili pek çok dernek kurulmaya yayınlar çıkarılmaya ve yöntem yaygınlaşmaya başlamıştır. Ülkemizde de hipnozla ilgili birçok dernek ve çalışma platformu kurulmuştur.

Türkiye'de Hipnoz


Türkiye'de Hipnoz 1935 yıllarında Cemil Sena Ongun tarafından "Janet"nin bir kitabından yapılan tercümeyle başladı. Daha sonraları 1946 yıllarında Dr. Bedri Ruhselman'ın bu konudaki yayınlarına rastlamaktayız.
1951 yıllarında hekim olmayan bir hipnozitör D. Watson'ın, Türkiye'ye gelerek İstanbul'da diş hekimliği fakültesinde "hipnoz altında diş çekimi", Ankara Tıp Fakültesinde de bir ameliyat yapılmasını sağlanmıştır.
İlereki yıllarda Dr. C. Tan ve Dr. Aksoy Türk NöroPsikiyatri Cemiyeti'nde hipnoz konusunda ilmi tebliğler vermişlerdir.
Yine bu yıllarda Dr. Sevil Akay, hipnoz yöntemiyle bademcik ameliyatı yapmıştır. Keza Prof. Dr. Orhan Toygar'ın Ankara Tıp Fakültesi'nde hipnotik anestezi ile yaptığı ameliyatlar vardır.
1960 yıllarında ise "Hipnotizma" adı tezi ile Dr. Recep Doksat, hipnozu bir ilmi çalışma halinde üniversiteye duyurmuştur.
Bugün Ege Diş Hekimliği Fakültes'inde Profesör olan Turhan Cengiz, doktora tezini "Hipnodonti" adı altında vermiştir. Atatürk Üniversitesi'nde görevli Prof. Dr. Hayati Çelebi'nin de bu konuda çalışmaları vardır.
Bizim ekibimizin sunduğu "Bilinçli Hipnoz" tekniğinin kurucusu Opr. Dr. Hüsnü İsmet Öztürk'e gelince; 1914 yılında İstanbul'da doğmuş, tahsilini İstanbul Tıp Fakültesi ve Almanya'da Jena Üniversitesi'nde tamamlamıştır. Vatani görevini yaptıktan sonra Zürih Üniversitesi ve Almanya Tubingen Üniversitesi'nde cerrahi ve anestezi ihtisası yapmıştır. 1951 yılından sonra da Haydarpaşa Numune Hastanesi hariciye servisinde uzun yıllar çalışmış, 1979 yılında vefat etmiştir.
Ömrünün son 26 yılını "Bilinçli Hipnoz" dediği kendi metodunu kurarak ve uygulayarak geçirmıştir. Bu süre zarfında 2000'den fazla hastayı kendi yöntemiyle tedavi etmiş, 250'ye yakın hastanın da hipnoanestezisini kendi yapıp ameliyatlarını da gerçekleştirmiştir.
Vefat ettiği 1979 yılında metodunu uygulayan ve öğrenmekte olan birçok asistan doktor ve psikoloğu vardı. Bu ekip, hocalarının izinde, bu tekniğin geliştirilmesi konusunda çalışmalarını çok ileri safhalara taşıyarak sürdürmektedir. Dr. Hüsnü İsmet Öztürk'ün vefatından sonra "Bilinçli Hipnoz" tekniği yerinde saymayıp, yeni katılan diş hekimi ve hekim kadrosuyla daha güçlenmiş, bu ekibin birlikte çalışmaları sayesinde grubumuz 4000'i aşan vakasıyla "International Society of Hypnosis" kongresinde Glasgow'da çalışmalarını takdim etmek imkanını bulmuştur.
Dr. Hüsnü İsmet Öztürk'ün Haziran 1979 yılında vefatından bu yana Bilinçli Hipnoz tekniğinde bazı değişiklikler olmuştur.
İlk görüşmeye ayrılan süre daha da uzatılmış ve yeni anket formları hazırlanmıştır. Mayalama seanslarından sonra hastalara bu metoda inanıp inanmadıkları sorularak, kısaca inanç ve isteklerini idrak ettikten ve tedavi grubuna güvenlerini sağladıktan sonra, direk tedavi seanslarına geçmeleri söylenmektedir.
Mayalama adedi toplumun bilincinin artması dolayısıyla 2'ye indirilmiştir. Yakın zamanda da tek seansa ineceği beklenmektedir.
Hipnoza giriş ve tedaviyi kısaltıcı mahiyette telkin ifadelerinde de değişiklikler yapılmıştır.
Hipnoza girmekte güçlük çeken vakalarda hipnozitörü değiştirmekle veya arka arkaya zamanda birkaç hipnozitör kullanılarak daha fazla telkin verilip hipnoz derinliğine erişilmiştir.
Bazı deneklerde ototelkin kavramının karıştırılması karşısında ototelkin süresini sınırlayabilmek gayesiyle ve hekimle bir arada onun himayesindeymiş düşüncesiyle telapatik otohipnoz kavramı getirilmiştir.
Telepatik otohipnozda denek kendisine verilen telkinlere bağlı anahtar işaretini yaparak 3 huzur dolu nefes ile hipnozitörünü düşünmektedir. O ortamda kendisine verilen telkinleri tekrarladıktan sonra talebine ulaşmış, rahatlamış olarak yine hekimini hatırlayıp 3 huzur dolu nefes alarak anahtar işaretini çözer, sorunlarından rahatlamış olarak hipnozdan çıkar.
Bilinçli Hipnoz yöntemi ile tedavi olmak isteyen hastadan geniş bir anemnez alınması ve iyi bir klinik muayeneden geçmesi şarttır. Bu durum aynı zamanda hasta ve ailesinin doktora olan güven hissini arttırır. Hekim, muayenesi sırasında hasta ile yaptığı konuşmada, hastanın şuurunun yerinde olup olmadığına, telkinleri alıp almayacağına dikkat eder. Refleksler, yürüyüş ve santral sinir sistemi belirtileri bakımından gerekirse "eyer alanı" muayene edilir. Ayrıca muayene eden hekim lüzum görürse laboratuar, röntgen ve psikolojik testler vb. gibi birçok tıbbi araştırmalar yaptırır.
"Ön görüşme" denilen bu ilk muayeneler sonucu hekim, bu yöntemle tedavi olmayı isteyen hastayı "mayalama" tabir edilen toplu seanslara alır.
Bilinçli Hipnozu, kafanın çalıştığı, dimağın işlediği bir ortamda, uyku hali olmadan, talebe bağlı telkin alabilme hali diye tanımlıyoruz. İnsanların birşeye inanması için inanacağı şeyi önce görmesi, tanıması ve kabullenmesi gerekir. Tedavi olmak amacıyla başvuran kişilere Bilinçli Hipnozun tanıtılması için toplantılar yapılmaktadır. Bu toplantılarla, kişilerin Bilinçli Hipnoz metodunu yakinen tanımaları sağlanmaktadır.
Mayalanma denilen seanslarda Bilinçli Hipnoz geniş bir şekilde anlatılmaktadır. Şöyle ki, hipnozun ve Bilinçli Hipnozun tarihçesi, uygulama alanları, başarı oranı, kimlere uygulanacağı açıklanmaktadır. İkinci mayalama toplantısına katılmış olanlar arasından isteyenlere toplum önünde Bilinçli Hipnoz uygulanmaktadır. Bu kişilere genel manada telkin yapılmaktadır.
Bu uygulama sırasında salondaki bütün hastalara gözlerini kapatarak hipnoza girmeye çalışmaları istenmektedir. Daha sonra da hipnozla yapılmış cerrahi çalışmalardan örnek filmler gösterilmektedir. Bu iki mayalama seansına katılan hastalardan hipnoza karar kılanlar direkt tedaviye alınmaktadır.
Bir seans süresi 515 dakika arasında olabildiği gibi, ağrı dindirme ve analjezi gibi durumlarda bu süreç birkaç dakikada hatta saniyeler içinde sağlanabilmektedir. İlerideki seanslarda hastanın Bilinçli Hipnoz yöntemini alabildiği anlaşıldığında, kendisine gerekiyorsa sorunu doğrultusunda otohipnoz verilir.
Otohipnoz: Bir elin başparmağını avucun içine, diğer dört parmağını da onun üzerine kapatıp hafif bir yumruk yapılır. Bu esnada hasta gözlerini kapatır ve sorunu yönünde kendi kendine telkin verir. Artık kendi kendinin hipnozitörüdür. Gerektiği halde ve yerde ototelkini kullanıp rahatlayabilir. Ancak kendi talebi ile ilgili hazırlandığı telkinler doğrultusunda uygulayabilir. Onun dışında kullanamaz. Ortalama tedavi süreleri 35 seans arasındadır ve hastalığın çeşidine, hastanın inanç ve isteğine bağlı olarak değişim gösterir. Seans aralarında hastaya ve sorununa bağlı olarak farklılıklar gösterir.

Ayrıca, Medyum Recep Kaplan uzun yıllardır çok başarılı hipnoz seansları gerçekleştirmiş olup bir çok televizyon programında canlı yayında bir çok ünlü sanatçıyı hipnoz yapmıştır.Yine Türkiyede bir ilke imza atarak Kitle Hipnoz olayı gerçekleştirerek katıldığı bir çok panel ve konferanslarda hipnozu herkese tanıtmış aynı anda 350 kişi 500 kişi 650 kişilik gurupları aynı anda hipnotik etki altına almıştır.Yine Özellikle 17 Agustos Depreminden Etkilenen Binlerce Kişiyi Hipnozla Ruhsal olarak Düzelmelerine vesile olmuş ve bu olay sayısız Televizyon ve Gazete dergide haber olmuştur.



Seçme Hadisler ve Sözler
Resülullah Sallallahu Aleyhi Vessellem bulurdular ki:
?Müezzin ezan okuduğunda göklerin (rahmet) kapıları açılır ve onda yapılan dualar kabul olunur. Kime bir üzüntü ve sıkıntı gelirse, dua için müezzinin ezan okuma anını kollasın.? (Hakim)
Açıklama:Ezan ile kamet arasındaki zaman dilimi, Allah?ın rahmet kapısının açıldığı, kula af ve bağışlanma fırsatının tanındığı çok kıymetli bir süredir. Bu süre dua ile değerlendirilmelidir.
Her An'ımız Bir Dua
Ya Rabbi! Bizleri, iyilik yaptığında sevinen, kötülük yaptığında hemen pişman olup Sen?den afv dileyen seçkin kullarından eyle. Allah?ım! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz bütün günahlarımızı bağışla, çok bol olan rahmetini bizlerden esirgeme.
Recep Kaplan İletişim
Ofis Adresi:
Uğur Mumcu Caddesi No: 77/10
G.O.P / Çankaya / Ankara / Türkiye
0 312 447 45 45 (pbx)